İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD’nin New York kentinde düzenlenen 81’nci Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda konuşma yaptı.

Pezeşkiyan, ABD Başkanı Donald Trump’a seslenerek, “Şunu bilmelidir ki İran halkının yaptırımlar, artan baskılar ve giderek yoğunlaşan zorbalık karşısındaki direnişi yalnızca daha da güçlenecektir. Biz asla başımızı eğmeyecek, asla diz çökmeyeceğiz” dedi.

Pezeşkiyan sözlerine şu şekilde devam etti:

BİZ TERÖRÜN MAĞDURUYUZ: ABD Başkanı Donald Trump bizi terörizmin sponsoru ilan etti ancak biz terörün mağduruyuz. Liderimizin yasal çerçeve olmadan suikaste uğradığı İran’dan geliyorum. Okul çocuklarının öldürüldüğü İran’dan geliyorum. ABD ve İsrail füzeleriyle öldürüldü bu masum çocuklar. Spor salonunda oyun oynayan çocuklar, ABD tarafından hedef alındılar. Masum çocuklar, erkeklerimiz, kadınlarımız katledildi. Bizler terörist ilan ediliyoruz ancak terörün mağduruyuz. Ülkemizi hedef alan korkak saldırılar karşısında kendimizi koruduk.

HUKUKUN HİÇBİR KISMINA UYMAYAN ONLAR: Halkımız, ABD ve İsrail’in saldırılarına karşı durdu. Üniversitelerimizi, hastanelerimizi, okullarımızı hedef aldılar ve hepsi de uluslararası hukuka aykırı olarak gerçekleşti. İsmail Haniye, ben göreve başladığım gün suikaste uğradı. Gazze’de 80 binden fazla insan vahşice katlettiler. Ellerindeki son teknoloji ile soykırım işlediler. Biz mi terörist oluyoruz? Soykırımı onlar işliyor, biz ‘terörist’ oluyoruz. Hukukun hiç bir kısmına uymayan onlar. Biz de yanıt verdik. Kendini savunmaya imkanı olmayan insanlar bugün yerle bir edilir. Güçlüler, insanlığı düşünmek yerine yıkımı yaratıyorlar. Bizi terörist ilan ediyorlar. İran onlarca yıldır hiç bir ülkeye saldırmamışken istikrarsızlığın kaynağı olarak gösteriliyor. Seçtiğimiz yol, kendimizi savunmak için güce ihtiyacımız olduğunu gösteriyor.

GÜÇLÜ KOMŞULAR İSTİYORUZ: Biz kimseyi silahlarla tehdit etmiyoruz. Aradığımız şey işbirliği. İsrail ve Amerika tarafından silahlandırılmış, eğitilmiş gruplar halkları tehdit ediyor. Bizim halkımız her gece sokakta ki onlar gücümüzün temini. Biz gücümüzü hakimiyet için değil halkımızın güvenliği için istiyoruz. Barış, savaş sahasında gelmeyecek. İran’daki halkın güvenlik taahhütlerini vermeliler. Öyle bir bölgedeyiz ki savaşın sınır tanımadığı ülkelere taştığı bir bölge. Biz, komşularımızla sorun istemiyoruz. Güçlü komşular istiyoruz. Füzelerini ve askeri teknolojilerini bölgede istikrarsızlık yaratmak için kullanıyorlar. Bu savaşın genişlemesi güvenlik ile sonuçlanmayacak. Aynı şekilde Gazze de uluslararası toplumun vicdanında yara olarak kalmaya devam ediyor. Gazze’de ve Filistin’de işgal sürerken barıştan bahsedemeyiz. Gazze, durmak bilmeyen korkunç felaketlere rağmen mukavemetini gösterdi. İşgal sürdükçe de direniş devam edecek.

İRAN BAŞLATMADI AMA PES DE ETMEYECEK: Ama şunu bilmesiniz ki İran hiç bir zaman savaş başlatmadı ancak pes de etmeyecek. Bu savaş bize diretildi. Savaştan korkmuyoruz. Biz vatanımızı savunuyoruz. Bu toplantının konusu karşılıklı güven ancak sadece kelimeler ile tesis edilemez. Atom ve nükleer silahlar, İsrail’in elinde ama bunu denetleyenler İran’a gelmek istiyor. İsrail, Gazze’de 70 binden fazla insanı katletti. İran müzakere masasındayken bombalanmaya devam etti. İsrail denetlenmiyor, İsrail öldürüyor ama İran’a yaptırım uygulanıyor. Biz özel muamele değil eşit haklar istiyoruz. İran bu gururlu tarihinde şu dersi çıkardı; Gücü olmayan bir dünya tehlikeli, sadece zorbaların dilini konuşan dünya ise güvensizlik yaratır. Sadece güçlünün ve zorbanın hakim olduğu dönemlere dönmemeliyiz.

ZORBALAR TARAFINDAN ANLAŞILMALI: Terörizmin siyaset ve müzakerelerin yerine geçtiği dünyaya geri dönmemeliyiz. Dünyaya davette bulunuyoruz. Zayıflıktan değil hoşgörümüze dayanarak davette bulunuyoruz. Ya birlikte güveni inşa ederiz ya da güvensizlik içinde hep beraber yaşarız. Her halkın kendi kaderini tayin ettiği bir gelecek istiyoruz. Bir barış tüm halkları kapsamıyor ise barış değildir. Bay Trump ve diğer zorbalar tarafından anlaşılmalıdır, İran boyun eğmeyecek.