İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik ‘Yolsuzluk’ davasında, aralarında görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 53’ü tutuklu 414 sanık, 75’inci duruşmada hakim karşısına çıktı.

Ekrem İmamoğlu savunmasında, “Örgüt’ diye bir kavramın konuşulduğu bir ortamda, arkamda bulunan arkadaşlarıma baktığımda, buradan bir örgütün çıkmayacağını herkes görüyor. Kim bakmak isterse görebilir. Ama bakmaz ise, görmek istemezse, zaten zorla gösterecek bir halimiz de yoktur. Buradan bir örgüt çıkmaz, bunu millet de görüyor. İçinin dışının iyi analiz edilmesi gereken bir düzenle karşı karşıyayız. Bu düzene ‘sistem’ diyebilirsiniz, ‘örgüt’ diyebilirsiniz. Bütün bunlar yaşanırken, Adalet Bakanı bu davayı konuşarak, ‘Davanın canlı yayınlanmasını istiyor mu acaba?’ diye soruyor. Evet, canlı yayını istiyorum. 19 Mart sürecinden itibaren ben 15 ceza davasıyla muhatap olmuş bir kişiyim. 23 hakim değiştirildi benim duruşmalarımda. Mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı, millet adına kullanılan yargı yetkisinin temel şartıdır. Bir Adalet Bakanı, devam eden bir yargılamada sanığın nasıl savunma yapması gerektiğini söyleyemez. Sanığın savunmasını ‘siyasi şov’ olarak nitelendiremez. Devam eden bir dava hakkında mahkemeye yönelik tavsiye, telkin niteliği taşıyabilecek açıklamalar yapamaz” dedi.

İmamoğlu, “Delillere göre savunma yapılsın’ deniyor ya; bir tek delili kimse görmedi. 4 bin sayfalık iddianame için savunmamı tarihte görülmemiş biçimde, avukatlarımın savunmaları ve sorgu dahil 7-8 saatte bitirmem istenmiştir. Israrla serbest biçimde savunma yapmak istediğimi söylememe, süre sınırı getirilmesin dememe rağmen savunmama engel olunmuştur. Gerçeğe aykırı bir biçimde savunma yapmaktan kaçmakla suçlandım. Mahkeme salonundan çıkarıldım. Duruşmaya getirilmeme kararı usulsüzce uygulandı. Savunmanın klasik bir savunma olmadığını, asıl benim iddianameyi yazanları yargılayacağım sözlerim bağlamından koparılarak, mahkeme heyeti tarafından savunma yapmayacağım söylenerek, susma hakkımı kullandığımı iddia eden yanıltıcı bir karar alındı. CHP’yi ele geçirme işlemi, rakibini bertaraf etmek gibi birtakım işlemler ne yazık ki rejim tarafından, yargı kollarının usulsüz, utanç verici butlan kararıyla atanmış aparatlarla gerçekleştirilmeye devam ediliyor. Bizle ne alakası var? Savcılığın, dosyanın temel dayanaklarından biri olarak sunduğu, ‘dönüm noktası’, olarak tarif ettiği kişilerin ifadelerindeki çelişkileri de gördük. Ertan Yıldız’ın duruşmada söyledikleriyle daha önce savcılıkta söylediklerinin nasıl uyuşmadığını da gördüm. Kim ne söyledi, kim sustu, kim susturuldu, kim iftira attı, kim gerçeği savundu, hangi iddia çöktü, hangi çelişkinin üzeri örtüldü. Hepsi milletin gözü önünde yaşandı” dedi.

Savcılık ara mütalaasında, bütün tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamını talep etti.

Mahkeme heyeti ara kararında, Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz ve reklamcı Serkan Öztürk’ün tahliyesine karar verdi.

Duruşma 7 Eylül Pazartesi gününe ertelendi.

NE OLMUŞTU?

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen ‘Yolsuzluk’ soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı. İddianamede ‘Örgüt lideri’ olarak adı geçen Ekrem İmamoğlu’nun; ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Rüşvet’, ‘Suç gelirlerinin aklanması’, ‘Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, ‘Kişisel verilerin kaydedilmesi’, ‘Kişisel verileri ele geçirme ve yayma’, ‘Suç delillerini gizleme’, ‘Haberleşmenin engellenmesi’, ‘Kamu malına zarar verme’, ‘Rüşvet alma’, ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, ‘İrtikap’, ‘Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, ‘İhaleye fesat karıştırma’, ‘Çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi usul kanununa muhalefet’, ‘Orman kanununa muhalefet’ ve ‘Maden kanununa muhalefet’ suçlarını işlediği iddia edildi. İmamoğlu’nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.