Türkiye İşçi Partisi (TİP), Hatay’dan milletvekili seçilen ve cezaevinde bulunan Can Atalay’ın, TBMM’nin yeni yasama yılına başladığı gün 24 saatlik açlık grevine başladığını açıkladı.
Gezi Parkı davası kapsamında tutuklu bulunan Atalay, 14 Mayıs 2023 seçimlerinde TİP’ten Hatay milletvekili seçilmiş ancak cezaevinden tahliye edilerek milletvekilliği görevine başlayamamıştı. Anayasa Mahkemesi (AYM), Atalay’ın seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar vermişti. Buna karşın tahliye edilmeyen Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin Yargıtay kararı 30 Ocak 2024’te TBMM Genel Kurulu’nda okunmuştu. AYM daha sonra bu işlemin hukuken geçersiz olduğuna hükmetmişti.
NUMAN KURTULMUŞ’A ÇAĞRIDA BULUNDU
Atalay, yeni yasama yılının başlaması dolayısıyla yayımladığı mektupta TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a çağrıda bulunarak AYM kararı doğrultusunda adının yeniden milletvekili kütüğüne yazılmasını istedi.
Cezaevinde tutulmasını ve milletvekilliği görevini yapmasının engellenmesini eleştiren Atalay, 24 saatlik açlık grevinin yalnızca kendi durumuna değil, Hatay’ın temsil hakkı ile adalet taleplerine de dikkat çekmeyi amaçladığını belirtti.
Can Atalay yayınladığı mektupta şu ifadeleri kullandı:
“TBMM bugün yeni yasama yılına başlıyor. Hatay halkının en zor günlerinde verdiği kararla seçtiği milletvekili olarak benim de orada olmam gerekirken tümüyle hukuksuz olarak cezaevindeyim.
Zaten ülkemizdeki mevcut yargı sistemi nedeniyle haksız bir kararla tutuklu olduğumu şimdilik bir kenara bırakalım.
Anayasal açıdan seçildiğim gün “yargılamanın durması”, tahliye edilmem ve yemin ederek görevime başlamam gerekiyordu. Hukuksuzca engellendi.
Anayasa Mahkemesi haklarımın ihlal edildiğine dair karar verdi. Tahliye edilmem gerekirdi.
TBMM’de Anayasa Mahkemesi’nin Türk hukukunda verilmesi mümkün olmayan dediği bir kararı okuyarak hukuki karşılığı olmayan bir adımla milletvekilliğim fiili durum yaratılarak düşürülmeye çalışıldı.
Anayasa Mahkemesi o işlemin “yok hükmünde” olduğunu karara bağladı.
Görevi gereği bir milletvekilinin hakkını, hukukunu koruması gereken TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ise, sorumluluğunu yerine getirebilecek bir duruş sergilememekte ısrar etmektedir.
Bugün yeni yasama yılına başlarken, seçilmiş bir milletvekili olarak TBMM Sayın Başkanı’nı yeniden, bir kez daha görevini yapmaya davet ediyorum. Başka bir ülkedeki bir siyasetçinin hapiste tutulmasını haklı olarak “siyasilerin yeri hapishane olamaz” sözleriyle kınayan ve özgürlüğünü talep eden Sayın Başkan’a başkanlığını yaptığı Meclis’in seçilmiş bir milletvekiline karşı da sorumlulukları bulunduğun ne yazık ki hatırlatmak zorundayım.
Sayın milletvekilleri, yapılacak işlem bellidir. Sayın Başkan, AYM Kararı gereği adımı kütüğe tekrar yazacaktır. Başkaca bir karara ve işleme gerek yoktur. Her birimizin Anayasa’ya uygun davranma sorumluluğunu yerine getirmesi artık ertelenemez. Sizlerin de TBMM Başkanı’na, Anayasa’dan kaynaklanan yükümlülüklerini ve sorumluluklarını hatırlatmanız önemlidir.
Sevgili yurttaşlar,
Çok büyük bir haksızlıkla karşı karşıya kaldığım ortadadır. Ancak hakkını alamayan tek kişi olmadığımı da biliyorum.
Bu ülkeyi emeğiyle ayakta tutan milyonlarca insan güvenli bir evde yaşamak, çocuğunu okula tok göndermek, hastalandığında nitelikli sağlık hizmeti almak, çalışırken ve emekli olduğunda insanca yaşamak istiyor. Ekmeğini kazanırken ölmek istemiyor.
Oysa çocuklarımız okula aç gidiyor, sağlık bir kazanç kapısına dönüşüyor, milyonlarca yurttaşımız olası bir depremde canını yitirme riskiyle yaşamaya mahkûm ediliyor.
Tüm bunlar yaşanırken, hücrenizde bir emekli yurttaşın “Para için değil, onurum için” yazılı bir döviz taşırken, kendi hayatına son verdiğini öğrenirseniz ne yaparsınız?
Üstelik bunun yaşandığı yerin Anayasa Mahkemesi önü olduğunu gördüğünüzde…
Depremzedelerin oylarıyla seçilmiş bir milletvekili olarak, Anayasa Mahkemesi kararına rağmen hukuksuzca cezaevinde olup bunları görseniz, dört duvar arasında sessizce oturur muydunuz?
Sevgili yurttaşlar,
Aralarında benim de olduğum yüzlerce seçilmiş, siyasetçiler, gazeteciler, sanatçılar sadece siyasi tutumları nedeniyle, haksız hukuksuz biçimde cezaevlerinde tutuluyor.
Bizden tüm yaşananlara razı olmamız, olan biteni talihsizlik sayıp susmamız bekleniyor.
Susmayacağım. Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim.
Artık bıçak kemiğe dayanmıştır.
Meclis’in açıldığı bugün, Hatay halkının gasp edilen temsil hakkını ve emekçilerin, yoksulların, bilcümle halkımızın, adalete aç olanların duyulmayan sesini duyurmak için 24 saatlik açlık grevine başlıyorum.
Bu aynı zamanda, Anayasa’ya uyulması, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması ve görevimi yapmamın önündeki engelin kaldırılması için bir çağrıdır.
Ülkenin sorunlarını kendi sorunu bilen herkesi sesini yükseltmeye çağırıyorum. Bizi kendimizden başkası kurtarmayacak. Haklarımızı, ülkemizi ve geleceğimizi birlikte kazanacağız.”



